
Kanserden menapoza kadar bir çok rahatsızlığa birebir gıdalar..
Son yıllarda bir ANTİOKSİDAN kelimesi hayatımıza girdi. Sağlıklı uzun bir ömrün bilinen olmazsa olmazı haline geldi. Peki nedir bu antioksidan, gerçekten yaşamak istediğimiz sağlıklı ve kaliteli bir hayatın yapı taşları mı ?
ANTİ-OKSİDAN kelimesini açmadan önce onun zıt anlamını belirtmekte yarar görüyorum. Anti oksidan kelimesinin karşıtı olan oksidan ile antioksidanların karşıtı olan oksidanlar nelerdir. Okside olmuş maddeleri paslanmış olarak tanımlarız. Bunun kimyasal nedeni ise oldukça basittir.
Oksijenle temas eden her madde okside olur. Örneğin demirin paslanması ya da balıkları sudan çıktıktan sonra ölmesi, oksijenin zararlı etkileridir. Soluduğumuz havadaki oksijen, vücut içinde serbest radikaller adı verilen ve toksik (zehirli) bazı maddelerin oluşmasına neden olur. Bunun dışında vücudumuzda da sürekli olarak oksidan maddeler oluşur.
Bu maddelerin kaynağı çoğunlukla besinlerden enerji üretimi ve tüketimi sırasında meydana gelen kimyasal olaylardır. Çevre kirliliği, stres yorgunluk, depresyon, ultraviyole ışınlar,sigara vs. gibi pek çok olumsuz etmen insan vücudunda oluşan oksidanların dışında oksidan oluşumuna zemin hazırlar. Bu etmenlerin oluşturduğu ve bizim serbest radikaller olarak tanımladığımız zararlı maddeler zaman içinde hücrelerimizi ve organlarımızın paslanmasına neden olur. İnsan vücudu oksidanlara karşı kendi ürettiği vitaminler ve salgıladığı enzimlerle yani doğal antioksidanlarla başa çıkamaya ve bunları zararsız hale getirmeye çalışır. Ancak bazen yetersiz kalabilir.
KALP HASTALIKLARINDA KANSERE KADAR ETKİLİ
Yüksek tansiyon, yüksek kolesterol seviyelerinin düşürülmesinde
Kalp krizi ve felce karşı korunmada
Her çeşit kanser riskinin önlenmesinde
Yaşlanma sürecinin ve ciltte kırışıklığın geciktirilmesinde
Romatizmal hastalıklarda
Kanser hücrelerinin büyümelerinin durdurulması ve geriletilmesinde
Sigaranın vücuda verdiği zararların azaltılması
Kilo problemlerinin kontrol altına alınması allerjik hastalıkların önlenmesinde, antioksidanlar destekleyici olarak kullanılır.
BESLENME YOLUYLA ALIN
Antioksidanlar; serbest radikalleri yok eden kimyasal maddelerdir. Bunu vücudumuz gerektiğinde kendisi üretir. Yani antioksidanlar, vücut hücreleri tarafından üretildiği gibi, gıdalarla da alınan bir grup kimyasal madde.
Antioksidanların vücutta gerekli seviyelerde bulunabilmesi için, yüksek oranda antioksidan içeren çay, meyve ve sebze gibi besinler alınmasına dikkat edilmelidir. Bugün dışarıdan temin edilecek pek çok antioksidan bulmak mümkün ancak antioksidanların doğal yol olan beslenme yoluyla alınması daha etkilidir.
Asetilsistein
Alfa Lipoik Asid
Beta Karoten
Katalaz
CLA (konjuge linoleik asit)
Koenzim Q10
Ginkgo Biloba
Üzüm Çekirdeği (Grape Seed)
Yeşil Çay
Glutamin
Lutein
Likopen
Melatonin
Metiyonin
Selenyum
Superoksit Dismütaz
B6 ve B12 Vitaminleri
C Vitamini
Folik asit
E Vitamini
Magnezyum
Çinko
Glutatyon'dur. Dışarıda temin edilebilecek pek çok antioksidan ürün bulunmaktadır.
Ancak çalışmaların da gösterdiği gibi antioksidanların doğal yolla yani beslenme yoluyla alınması en etkili yoldur. Çünkü hücrelerimiz ve sindirim sistemi doğal yolla alınan antioksidanları daha doğru ve etkili kullanabilmektedir. Bunun dışında:
YİNE SAĞLIKLI BESLENME
Hücrelerimiz ve sindirim sistemi doğal yolla alınan antioksidanları daha doğru ve etkili kullanabilmektedir. Vücudunuzun ihtiyacı olan antioksidanı alabilmesi için, sebze-meyve ağırlıklı beslenmek büyük önem taşımaktadır. Beslenme yoluyla daha zengin antioksidanlar alınmaktadır.
SERBEST RADiKALLERiN ZARARLARI
Yapılan çalışmalar serbest radikallerin vereceği zararların çeşitli hastalıklara neden olabileceğini göstermiştir. Kalp damar hastalıkları, şeker hastalığı (diyabet), kanser, karaciğer hastalıkları, romatizmal hastalıklar, sinir sistemi hastalıkları, sindirim sistemi hastalıkları, cilt hastalıkları, kırışıklıklar ve cinsel işlev bozukluğu bu hastalıklardan bazılarıdır.
MENOPOZDA ÇOK ÖNEMLİ
Menopoz dönemine adım atan kadınların antioksidan zengini besinlere de ağırlık vermeleri önerilir. Koyu renkli sebze ve meyveler bu ihtiyacı önemli bir ölçüde karşılayacaktır. Yine günde 1-2 bardak yeşil çay tüketmeleri bu konuda fayda sağlayacaktır...
Kanseri ve Menapozu Yenin !
Menopozda kalsiyum desteği almak şart
Yumurtalıkların daha az kadınlık hormonu üretmeye başlayan her kadın belli bir yaşa geldiğinde menopozu yaşar. Ancak gelişen tıp ve teknoloji, bu dönemin hissedilmeden atlatılmasını, hatta olumlu yönlerinin kadınlar tarafından yaşanmasını mümkün hale getirdi. Tabii bu ancak düzenli doktor kontrol ve tedavileri ile mümkün...
Doğal olarak azalmaya başlayan hormonları kısmen yerine koymayı hedefleyen hormon replasman tedavisi, bu dönemde olabilecek riskleri en aza indirebilmekte, yaşam kalitesini arttırmaktadır. Ancak bunun için rutin doktor kontrolleri gerekir. Menopoz adetlerin kesilmesi olarak adlandırılır. Ortalama menopoz yaşı Türkiye için tam olarak bilinmemektedir. Adetlerin ilk başlama yaşı ile menopoz yaşı arasında bir ilişki bulunmaz. Yüksek yerlerde yaşayanlarda ve sigara içen kadınlarda menopoz daha erken yaşlarda başlar. Adet kanamalarının araları menopozdan 2 ile 8 yıl öncesinden uzamaya başlayabilir. Yani adetlerin seyrekleşmesi hemen menopoza girileceğinin bir göstergesi değildir.
MENOPOZDA GÖRÜLEN BELİRTİLER
Adet düzeninin bozulması: Menopoza yaklaşıldığında yumurtlama daha seyrek olmaya başlar. Bu nedenle adet kanamasının miktarı azalır ve gebe kalma olasılığı azalır. Ancak bazen adet kanamasının miktarında tam tersine bir artma görülebilir.Vazomotor bozukluklar: Bunlar ateş basması, terleme, çarpıntı, yüzde ve boyunda kızarıklıklar gibi belirtileri içerir. Bu belirtiler hastaların % 50’sinde görülür, ancak daha sonra görülme oranı gittikçe azalır ve menopozdan 4 yıl sonra hastaların ancak % 20’sinde rastlanır.Psikolojik bozukluklar: Menopoz döneminde sıkıntı, gerginlik ve depresyon gibi psikolojik bozukluklarda artma görülür. Menopozda östrojen eksikliğine bağlı olarak uyku kalitesi bozulur. Östrojen hormonu uyku kalitesini artırır, uykuya dalma süresini azaltır. Vajina ve idrar yollarının örten tabakalardaki incelmeye bağlı olarak cinsel ilişki sırasında ağrı, kaşıntı ve idrar yapmada zorluk gibi yakınmalar görülebilir. Ayrıca ciltte kollajen dokusunun azalmasına bağlı olarak incelme oluşur. Vajina ve idrar yollarındaki bu belirtiler östrojen tedavisine çok iyi yanıt verir ve tedavinin birinci ayında önemli oranda düzelme görülür. Ancak tam iyileşme 6 ile 12 ay sonra sağlanır.Kemiklerde erime (Osteoporoz): Osteoporoz kemik dokusunun mikroskopik yapısındaki bozukluklar sonucunda kırıklara eğilimin artmasıyla karakterize bir durumdur. Vücutta kemik dokusu “kortikal kemik” ve “trabeküler kemik” olarak ikiye ayrılmaktadır.Trabeküler kemik sırt ve bel kemiğini oluşturan dokudur. Kemik kaybı aslında 20 yaşından sonra başlamakla birlikte, menopoz dönemine kadar görülen kayıp önemsizdir. Menopozdan sonra trabeküler kemikte yılda % 5 ve vücudun total kemik kitlesinde ise yılda % 1-1.5 oranında bir kayıp görülür. Menopozdan 20 yıl sonra trabeküler kemik kitlesinde % 50 ve kortikal kemiklerde % 30 kayıp olur. Bunun sonucunda boyda kısalma ve kırıklara eğilimde artma görülür. Kemik kaybının önlenmesinde yaşam şeklinin önemi vardır. Menopoz dönemindeki kadınlara günde 2-2.5 km. yürüyüş önerilmekte ve bunun tedavinin etkinliğini artırdığı düşünülmektedir. Ayrıca alkol ve sigara kullanımından kaçınılması gerekir. Özellikle sigara kullanımı kemik kaybını artırmaktadır.Cinsellik: Menopozda vajinada kayganlığı sağlayan sıvıda bir azalma olur ve vajina dokusundaki incelmeye bağlı olarak esneklik azalır. Bunların sonucunda cinsel ilişki sırasında aşırı, kuruluk, vajinada daralma, yanma, tahriş ve ilişki sonrası damlama şeklinde kanama görülebilir. Ancak bu belirtiler hastanın cinsel aktivitesi ile de ilgilidir. Normal cinsel yaşamına devam eden hastalarda bu belirtiler daha az görülürken, ilişki sıklığı azalan hastalarda bu bozukluklarda daha hızlı bir ilerleme görülmektedir.
TEDAVİ
Menopozun tek bir “tedavi”si yoktur. Aslında yapılmaya çalışılan bu hormonal değişimin vücutta çeşitli sistemlerde yaptığı istenmeyen değişiklikleri önlemek ve hayat kalitesini yüksek tutmaktır.Menopoz tedavisinin asıl ilacı östrojen olmakla beraber değişik nedenlere östrojen alamayanlarda sadece progesteron ya da kemik yoğunluğunu arttırmaya bir miktarda olsa faydası olan spreyler veya haplar kullanılabilir.Özellikle bütün menopozdaki kadınların kemik yoğunluğunu korumak için bol miktarda süt ve süt ürünleri tüketerek kalsiyum alımını arttırmaları ve düzenli olarak egzersiz yapmaları önerilmektedir.
MENOPOZDA BESLENME
Özellikle menopoz döneminin sonundaki kişilerde sıkça görülen osteoropozu (kemik yapısının bozulması) hafif geçirmek için bu dönemde tüketilen besinlere ve fiziksel aktivitelere dikkat edilmesi gerekir.Kemik yapısında bulunan bazı besin öğelerinin uzun vadede yetersiz alınmaları veya emilim bozuklukları sorunun besinsel kısmını oluşturuyor. Yüksek lifli diyetler, aşırı alkol, sigara ve kafein tüketimi, hatalı beslenme ve kalsiyum eksikliği osteoporoz için zemin oluşturuyor. Bu dönemde idrar yoluyla kalsiyum atılımı fazla olduğundan, diyet uygulanarak kalsiyum alınması gerekiyor. Kalsiyum açısından en iyi kaynak peynir, yoğurt gibi süt ürünleri. Yeşil yapraklı sebzeler, kurubaklagiller, kurutulmuş meyveler, susam, fındık, pekmez de kalsiyum bakımından zengin besinler arasında yer alıyor.
Menopozla İlgili Yanlış Bilgiler
Östrojen tedavisi kalp hastalıklarına neden olur.-Aksine kalp hastalıklarını ve kemik erimesini önler. Östrojen tedavisi rahim kanserine neden olur.-Tedaviye uygun dozda progesteron eklendiğinde rahim kanserinde bir artışa kesinlikle yol açmaz. Menopoz döneminde cinsel hayat biter.-Bu tamamen hastanın cinsel aktivitesiyle ilgilidir. Normal cinsel yaşamına devam eden hastalarda menopozu daha rahat geçirmektedirler.